 |
ANTİK
TARİH |
 |
Ankara, 3000
yıl kadar önce kurulmuştu. Galatlar bu kente, "durduran,
yol kesen" anlamına gelen Ankyra adını verdiler. Bu
deyim daha sonra gemicilikte kullanılarak gemi çapası (Anchor)
anlamını aldı. Deyimin, bugün Kale'nin bulunduğu kayalık
alanın konumu yüzünden düşünüldüğü anlaşılmaktadır.
Bir de Engürü vardır Ankara'nın isimleri arasında.
Söylenceye göre bu adın aslı Farsça "üzüm" sözcüğünün
karşılığı olan "Engür"dür. Engürü adı da, bir zamanların
bağlık bahçelik Ankara'sını çok güzel anlatan
adlardandır. Sırası gelmişken belirtelim ki, Ankara ve
çevresi üzümün anavatanıdır. En iyi şarapların da
Çankaya'nın Kavaklıdere'sinde yapıldığı bilinir. Kim
bilir, belki de Anadolulu Baküs Çankaya'da doğmuştur.
Ankara'nın kurucularına ilişkin iddialar bir değil,
ikidir. Uzmanlar Ankara'yı ünlü bir baba oğul arasında
kime mal edeceklerini şaşırırlar. Bir rivayete göre,
Ankara'nın kurucusu Frig Kralı Gordios'tur. Bir rivayete
göre de onun oğlu Midas'tır.
Hititler döneminde Ankara bir askeri garnizon olarak
kullanıldı. Daha sonra bu alanda
Frigyalılar egemen oldular ve kenti kuran da onlar oldu.
M.O. 700'den sonra kentin yeni hakimleri olarak Lidyalılar'ı görüyoruz. M.O. 547 tarihinden itibaren de
iki yüzyıl kadar kent ve bölge Pers egemenliği altında
kaldı.
M.O. 333 yılında Büyük İskender kenti Makedon-Helen
egemenliğine soktu. Gordion'un ünlü ve efsanevi
kördüğümünü çözemeyince kılıcıyla kesen İskender'in,
yörede bir süre kaldığı biliniyor. Ankara Kalesi de bu
dönemde Anadolu'ya gelen Galatlar tarafından yapıldı.
M.O. 189 yılında Romalı Komutan Vulso, Galatlar'ı
yenerek Ankara'yı Roma egemenliğine aldı. Ankara'yı uzun
yıllar egemenlikleri altında tutan Romalılar zamanında
kente önemli yatırımlar yapıldı. Bugün Ankara'da, Roma
döneminden kalma hamam, tapınak, sur, agora, hipodrom,
sütun, tiyatro gibi çok sayıda eser görülür. Örneğin,
Ulus'ta, Hükümet Meydanı'ndaki Julianus sütunu bunlardan
biridir. Roma İmparatoru Julianus'un M.O. 362'de
Ankara'dan geçişi anısına dikilen bu sütun, yivli
taşlardan oluşmuş ve yaprak biçiminde bir taçla
süslenmiştir. Yeri, bu yüzyılın başında, iki yüz metre
kadar kuzeye taşınarak değiştirildi. Halen kalıntıları
bulunan Roma Hamamı, döneminin dünyadaki üç büyük
hamamından biri olarak
nitelendirilir. 1939'da başlanan bir kazı sonunda ortaya
çıkan, 12 külhanlı, dev boyutlardaki bu hamamın M.S. 2.
yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başında yapıldığı
bilinmektedir. Hamamda, yılan tutan kocaman bir elin
varlığı, yapının, Sağlık Tanrısı Asklepius adına inşa
edildiğini düşündürmektedir. Hamamın ortaya çıkarılması
amacıyla yapılan kazılarda Roma İmparatoru Caracalla ve
annesi Julia Domna adına çıkarılmış çok miktarda sikkeye
rastlanmıştır. Taş temeller üzerine oturan hamamın dış
duvarları, dört sıra tuğlanın üs tüste konmasından
oluşmaktadır. İç duvarlar ise mermerle kaplıdır. Kente
60 km. uzaktaki Elmadağ'dan taş borularla getirilen su,
bu hamamla birlikte bütün mahallelere dağıtılıyordu.
Hacıbayram Camii'nin yanında yer alan Augustus Tapınağı
konusunda Prof. Dr. Akurgal şunları yazıyor:
"Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 27-M.S. 14), ölümünden
on altı ay önce Vesta Rahibelerine dört belge teslim
eder. Bunlardan biri vasiyetnamesidir; ikincisi cenaze
töreni hakkındaki buyruklarını, üçüncüsü imparatorluğun
parasal ve askeri durumu ile ilgili kayıtlarını
kapsamakta, dördüncüsü ise yaşadığı sürece yaptığı
işleri (icraatı) anlatmakta idi.
"Bunlardan ancak sonuncusu, 'index rerum gestarum',
Ankara Augustus Tapınağı'nın duvarlarında iki dilde,
Latince ve Helence yazılmış olarak günümüze değin
gelmiştir. Buna karşılık madenden iki levha üzerine
yazılı olup Roma'da imparatorun mezarının önünde yer
alan orijinal metin ise tamamen yok olmuştur.
"Güzel bir rastlantı sonucu 'Res Gestae Divi Augusti'
(yani tanrılaşmış Augustus'un yaptığı işler) adını
taşıyan bu kitabenin günümüze değin bilinen diğer iki
kopyasına ait parçalar yine Anadolu'da ele
geçirilmiştir. Şimdi Ankara Anadolu Medeniyetleri
Müzesi'nde saklanmakta olan bu parçalar Ankara
Tapınağı'nın bazı eksik bölümlerinin tamamlanmasında
yardımcı olmuşlardır...
"Augustus'un uğraşılarını anlatan Latince metin,
tapınağın Pronaos (ön oda) adı verilen iki yan duvarının
iç yüzeylerinde yer almaktadır. Yazıt Hacıbayram
Camii'ne yakın olan duvarın üstünde halen okunaklı iri
harfler halinde 'Re-rum gestarum divi Augusti' (yani
tanrılaşmış Augustus'un icraatı) sözcükleri ile başlar
ve duvarın büyük bir bölümünü kaplar. Latince yazıtın
arkası, onun karşısında kalan duvarın iç yüzünde devam
eder. Latince metnin Helence çevirisi ise bu duvarın,
yani batı-doğu doğrultusundaki tapınak duvarının dış
yüzündedir. 0 tarihlerde Ankara'da konuşulan dil Helence
olduğu için yazıtın Helenceye çevrilmesi gerekiyordu...
"Eski tarih boyunca Ankara'nın akropolisi (tepe kenti)
Hacıbayram Camii'nin bulunduğu yerde idi. Roma döneminde
Ankara kenti, Roma ve Augustus Tapınağı'nın bulunduğu bu
kutsal tepenin etrafını çeviriyordu. Çankırı Caddesi
üzerindeki Roma Hamamı, Kale dibindeki Roma Tiyatrosu ve
Hisar'daki Kale'nin kendisi Roma kenti sınırlan
içindeydi. Kentin kuzey ucu Radyoevi'ne doğru
uzanıyordu. Roma dönemi sikkelerindeki tasvirlerden ve
yazıtlardan anlaşıldığına göre Ankara'da Romalılardan
önce Tanrı kadın Kybele'ye (bereket tanrıçasına) ve Ay
Tanrısı Men'e tapılıyordu. Kybele, Çatalhöyük'te
gördüğümüz üzere, daha neolitik çağda, yani M.Ö. 7. ve
6. binlerde Anadolu halklarının başlıca Tanrısı olduğu
gibi, Frigler'in de en önemli Tanrısı idi. Men de bir
Anadolulu Tanrı olup büyük olasılıkla Luvi kökenlidir.
Ona özellikle Frigya ile Lydia bölgelerindeki yerli
halklar tapınıyordu. Helenler'in Ay Tanrısı dişi olup
adı Selene idi. Bununla beraber aynı bölgelerde yaşayan
Helenler de Men'e tapıyorlardı.
"Augustus Tapınağı'nda cephenin ve giriş yerinin Helen
kutsal yapılarındaki gibi doğuya değil de, batıya dönük
oluşu da burasının eski Anadolu geleneğine, yani
Helenler'den önceki
dönemlere ait bir tapınma yeri olduğuna işaret
etmektedir...
"Bizans çağında Augustus ve Roma Tapınağı'nı kiliseye
dönüştüren Hıristiyanlar, cella'nın (ortadaki büyük
odanın) güney duvarında üç pencere açmışlar ve cella ile
opisthodomos'un (arka odanın) arasındaki duyan yıkarak
orayı bir Krypta haline sokmuşlardır." (Ankara Dergisi,
s. 1. 1990)
Türkler, Augustus ve Roma Tapınağına hiç dokunmadılar;
ona saygı ve hoşgörü göstererek Hacıbayram Camii'ni
kilisenin hemen yanı başında inşa ettiler.
Kentin onarılıp güzelleştirildiği dönem olmuştur Roma
dönemi. Hatta çılgın imparator Neron, Ankara'yı Metropol
yani Başkent ilan etmişti. Bu döneme ait yazıt ve
sikkelerde Ankara'nın başkent olduğu açıkça yazılıdır.
Bir başka Roma İmparatoru Caracalla da, kenti çevreleyen
surları onarmıştı.
Ankara Kalesi'nin eteklerinde bir bedesten ve iki hanın
onarılıp müzeye dönüştürülmesiyle kazanılan çok değerli
bir yapıda, taş devrine ait bulgulardan, anılan Roma
dönemi kalıntılarına kadar pek çok eser
sergilenmektedir. Müze şimdilerde Anadolu Medeniyetleri
Müzesi olarak adlandırılıyor. |